11 Ocak 2014 Cumartesi

GEÇEN YÜZYILDA KARŞI KIYI

19. yüzyıl boyunca ortak denizimiz Ege'nin karşı kıyısında deniz insanları ve tekneler nasıldı? 
Aslında iki kıyı arasında çok da fark yoktu diyebiliriz.  

Bu ilk resmi gördüğümde heyecanlandım. 
Aegina'ya bir kaç defa yolum düşmüştü. Sahildeki kiliseden tanıdım.
Aegina 
Alexandropouli
Şimdilerde araba - motosiklet ile gidilip yemek yenen Enez'in burnunun dibi.

Yunanlılar bu tip tekneye "bratsera" diyorlar. Bizim çektirilere çok benziyor. Ve fakat tırandil değil. Arması üçtebir serenli  2 direkli.







Bu bizim Karadenizde de bolca rastlanan bir çırnık. Latin armalı ....











Bir balıkçı Tırandili. Başta ve kıçta geniş güverteler ..Tulum ambar Sancak tarafında çatal ağaca takılmış kürekler.














Rıhtımda balıkçılar sefer öncesi ağlarını onarıyor. Hemen rıhtıma bağlı bir balıkçı tırandili. Yine ağaç çatala konmuş kürekler..










                                             
                                                                                    Belli ki bir kutlamadan dönüyorlar



Balıkçılar her zaman fakirdir. Bu resim çok şey anlatıyor.
Latin yelken belki de güneşte kurusun diye basılı bırakılmış. Orsa-pupa karula ucu boşaltılınca seren yukarı kalkmış. Balıkçılar teknede ...Çocuklar hep çocuk...







Adam sol elinde "ayna" sağ elinde zıpkın ahtapot peşinde. Çok eski değil 1970 yıllarda Bodrum'da "ayna" kullanılırdı...









Sancak baş omuzlukta bulunan merdivenden teknenin bir süngerci tırandili olduğunu anlıyoruz. Parampetler bildiğimiz kaba brandanın uzunca bir ağaca bağlanması ile kullanılıyor.
Tekne motoru olmakla birlikte yelken de kullanıyor.






Kim bilir ne hayaller kuruyordu? Kendi yaptığı tekneyi suya bıraktığında kim bilir nerelere gidiyordu hayalinde?

Çekirdekten yetişmek böyle bir şey...







Daracık sahillere, plajlara tekneleri ancak bu ahşap bocurgatla çekebilirler.
Benim çocukluğumda İstanbul sahillerinin ırzına geçilmeden önce bu bocurgat ırgatlar vardı.  Teknelerin baş omuzluk bordalarına konulan ters kancalara kasalı kendir halatlar geçirilir, genç ihtiyar yüklenirlerdi bocurgat koluna. Tekne yavaş yavaş sudak kurtulur ahşap felenklerin üzerinde  karaya alınırdı.



Görüldüğü gibi tekne iki çifte kürekli ve yelkenli.  Motor çok pahalı. Alıp da kullanan "komprador" Yelken sarıp sarmalanmış teknenin içine konmuş.









Bu fotoğrafa bayılıyorum. Melon şapkalı adamlar Pinkerton özel detektiflerini anımsatıyor. Aslında resimle hiç ilgileri yokmuş gibi. Belki de simsar veya patronlar.

Tırandiller tulum yelkenli. Aşağıdaki illüstrasyon gibi.






Tulum yelkenli Tırandil.











                                  SELANİK Limanı










       VOLOS  Limanı

1 yorum: